anxious for

  1. istekli, hevesli, arzulu.
    to be anxious for something: bir şeyi şiddetle arzu etmek/istemek.
    to
    be anxious to do something: bir şey yapmaya hevesli olmak/canatmak.
    I am not very anxious to go out: Sokağa çıkmayı pek canım istemiyor.
    I am very anxious that he should come: Onun gelmesini çok arzu ediyorum (canü gönülden istiyorum).